Bugün izlemediğim az miktarda filmi kalan yönetmen Billy Wilder’ın gurur üzerine kurulu saplantılı gazeteci Tatum’un öyküsünü anlattığı muhteşem filmini izledim. Yan konuları şan, şöhret, makam vb. olarak sıralanabilir. Resimde de gördüğünüz üzere mezar soyguncusu olan Minosa’nın bir mağarada kalması, bu durumu fırsat bilen Tatum’un yıllardır aradığı haberi bulmasının sevinciyle kasabanın şerifini de tekrar seçim vaadiyle yanına çekip kasabalıya adeta bir sirk manzarası sunması filmin konusu. ‘Sirk’ kavramı önemli çünkü orada yatan insana bir hayvan muamelesi yapan Tatum’un önce kendisinin insanlıktan çıkıp bir hayvana dönüşmesi modelini görüyoruz.
Bir taraftan da hem göçükteki adama yardım eli uzatmaya çalışan hem de adamın karısı olan Jan Sterling’e aşkını dizginlemeye çalışan bir Tatum var...
Vamp, platin saçlı kadın... Arzuları paraya ve gazeteciye dönük olmasına rağmen Minosa son nefesinde bile karısını düşünür... Gazetecinin kocasının bu denli sevgisine rağmen tatmin olmayan sarışına hem nefreti hem aşkı büyür... Bu kıskacı çok sevdiğimi itiraf edeceğim, büyüksün Wilder...


