Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2023 Pazar

AZ İSTANBUL ÇOK MADAK

 24-25 Şubat'ta sevgili gül ile İstanbul'daydık... Akasya'da işlerimiz vardı, pek yemek fotosu paylaşmam ama olsundu;



Sonrasında pek uzak sayılmayacak olan İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi'ni ziyaret ettik...




Ertesi gün Galata-Beykoz civarları...




26 Şubat'ta ayrılmadan önce SALT Beyoğlu'na uğradık, şansımıza Kubrick sergisi vardı...

Robinson (rob389) kitabevi'nden...




gül ile vedalaştıktan sonra ben bir de restore edilen yerebatan'ı gezdim. çok güzel olmuş!




Ve İstanbul'a veda...


Şimdi gelgelelim Madak'a... 
Efenim kışın daha kendini histterdiği bu mevsim geçişinde benim karnıma ağrılar girerek şiir özlemim depreşti...


Önce Umay'la başladı... 


Sonra Madak... Sizin sevdiğiniz kadın şairler hangileri? Sevgiyle kalın...

Ah'lar Ağacı'ndan...

Yoksulluk diyorum,

O an,

Ucuz lafların çalılarına takılıyor şiirimin elbiseleri.

Sen tuz ol en iyisi sevgilim

Ben ekmekle duruma müdahale edeyim.

Bırak hazır soyunmuşken

Kuru öksürüğüne elma kabuğu ve tarçın tavsiye edeyim.

Tasfiye ettiler beni kediler aralarından

Yar olmaz bundan sonra sarmandan sana.

Beni tasfiye ve tavsiye arasındaki karışıklıkta

Müsait bir yerde bırak sevgilim.

Hem otuzumu geçtim azıcık

Gerisini ben yürürüm artık.





13 Kasım 2020 Cuma

Durum değerlendirmesi mi, yok canım, daha neler!

 Okuyorum sevgili blogdaşlarım adeta kaybettiğim bir uzvumu bulmuşçasına hem de... Neden mi bahsediyorum? Martin Eden’den... Kitap üzerine detaylı bir inceleme gelecek amma önce, az evvel okuyup ‘paylaşmalıyım!’ dediğim bir şiirle açılışı yapalım... Herkes iyidir umarım, hım? 

Boyun Eğmez(Invictus)

Zifir gibi gece sardı dört yanımı

Cehennemi karanlık çöktü omzuma

Teşekkürler olsun, hanginiz, ey tanrı,

Boyun eğmez ruhunu verdiyse bana.

İstediğince zorlu olsun koşullar,

Ne ağlar sızlar, ne de kaçarım;

En ağır silleleri vursa da kader,

Ezilir belki ama eğilmez başım.

Gazap ve acı dolu dünyadan sonra,

Gidecek tek yer Gölgelerin Dehşeti.

Yıllar geçtikçe yaklaşsam da yanına,

Korkarım sanma Ölümün Efendisi.

Varsın çok dar olsun kapısı cennetin,

Varsın cezalarla dolsun kara kaplı,

Benim efendisi kendi kaderimin,

Kendi ruhumun benim tek komutanı.


Efendim bu şiir, kitapta Eden'in okuduğu "Hastane Şiirleri" olarak da geçen İngiliz şair, editör, eleştirmen William Ernest Henley'e ait imiş... Gençliğinde eklem iltihabından ötürü bir bacağı kesilen şair uzun bir hastane/tedavi sürecinden geçmek durumunda kalmış. En ünlü eseri, bu ruhsal durumun etkisiyle yazdığı 'İnvictus' şiiri imiş.  Bunları tamamen kitabın çevirmeni olan Levent Cinemre'nin açıklamaları ile aktarıyorum sizlere...


Ben bunları yazarken bir yandan da Liszt dinliyorum dostlar...




21 Mart 2020 Cumartesi

neler yapıyorum...



herkese selağmm ;) bugün dünya şiir günü imiş ama benim tüm şiir kitaplarım diğer evimde kaldı... ilçede değilim çünkü ailemleyim şu an. ve boyalarım, ve daha çokça şeyim orada kaldı oysa şu an o kadar özdemir asaf okumak istiyor ki cağnımm... elimde birkaç kitabım var sis de onlardan biri henüz başlamama rağmen bayıldım, yakında bir post geliyorr kitap hakkında... rilke'den paylaşayım bari şiğirrr:

...
Sen her şey misin, -bense bir,
kendini veren ve karşı gelen?
Ben neyim genel olandan başka,
her şey değilsem eğer, ağlayınca,
sen o biri misin bunu duyan?


*dua saatleri kitabı
...

ÇİÇEKLER, aşinasınız sizi düzenleyen ellere
(genç kız ellerine geçmişte ve şimdide),
bahçe masasının üstünde bir kenardan ötekine
uzanmış, yorgun ve hafif kırgın,

suyu beklerken, bir kez daha kurtarsın
diye başlamış olan ölümden -, ve şimdi
tekrardan uzanan, her iki kutup arasında akan
hassas narin parmaklar, iyilik verir

olabildiğinden fazla, hayal ettiğinizden, siz hafif şeyler
kendinizi bulunca yeniden bir kupa içinde,
serinlerken yavaşça ve genç kızların sıcaklığını, itiraflar gibi

bırakıp kendinizden, hüzünlü yorucu günahlar gibi,
ki koparılmış olmakla ilgili, onlar ilişki içindedirler
sizinle yeniden, çiçek açarak birleşirler.

*orpheus'a soneler
...






6 Şubat 2020 Perşembe

Yalan da Olsa / Pus




Yalnızım, 
yalnızlığım beni
dinlemekte

Yalan da olsa ne var
bu şarkıyı söylemekte

Yalan da olsa
içimden bir bulut
akıp gidiyor 

...

Bir de Eloğlu yapalım mı bugün?

PUS
Alınganım geliverdim 
Masal anlatmasını hiç bilmem

Ama buralar nere 
Sen kimsin
Sis düdükleri
Niye tekliyor

Gidersem gelmem

26 Ocak 2020 Pazar

Şimdi Sevişme Vakti*

çıplak heykeller yapmalıyım,
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı kasketli,
yırtık mintanından adaleleri gözüken,
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek

seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe,
ne güzel kasların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin.

söylemeliyim,
yok
yok... meydanlarda bağırmalıyım.
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.

resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
baygınlık getiren şiirler
kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hala o eski, o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.

sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
nasıl etsem nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak değil 
sevişme vakti olduğunu...

bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
boş geçirdiğim, bağırmadığım, sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...

sait faik abasıyanık
*ezginin günlüğü

8 Ocak 2020 Çarşamba

Gün giderken,


benden arta kalanlar:

“Güneş batıdan sarkmış ve artık gözlerimizi kamaştırmıyordu. Daha çok, kor
gibi kızarmış bulut kümeleri arasında, kırmızı bir tekerlek gibi görünüyordu.”
Yaşamak - Yu Hua

,


,

ve benden hiç gitmeyen iki mısra:

“Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde 
Oysaki seninle güzel olmak var”

...



18 Kasım 2019 Pazartesi

Sappho - Şiirler





Sappho; Yunan lirizminin büyük ozanı, bugün Midilli adıyla anılan Lesbos'da yaşamış. Samih Rıfat tadından yenmez bir önsöz yazmış kitaba... Ufak bir pasaj önsözden;

"Ama o, çoğu zaman iki sözcüğüyle, yarım bir dizesiyle, tek bir imgesiyle yapar aynı işi. Bir iki uzun ve eksiksiz şiir dışında, karşımızda bütünüyle kırık dökük dizelerden, başı sonu eksik dörtlüklerden oluşan bir yapıt vardır. Eşsiz güzelliğini ve etkileyiciliğini biraz da bu kırık döküklüğüne, toprak altından çıkmış kolu bacağı kırık Antikçağ yontularının güzelliğini andıran gizemli eksiltilerine borçludur belki de"

Ve şiir olsun artık devamında, Sappho'dan...

Hiç değişmeyecek, güzellerim benim,
sizden yana düşüncem.
...


Ve sen Dika, bir taç yerleştir saçlarının üstüne
yumuşacık elinle ördüğün anason dallarından;
güzel çiçekler kutlu Kharit'lerin gözünü çeler,
başında taç olmayan birini görmezler bile.
...


Tıpkı o tatlı elma gibi, bir dalın tepesinde kızaran
yukarıda, elma toplayıcıların unuttuğu o elma,
aslında unutmamış da, uzanamamışlardır ona ...

31 Ağustos 2019 Cumartesi

O zaman ŞİİR!



Kimseyi değiştiremezsin hayatta. 
Ve kimse için de değişmemelisin. 
Kimliğini kaybettiğin an, yaşamını çöpe attın demektir. 
İstemediğin sürece, hiçbir şey için ödün vermeyeceksin.
Çünkü gün gelir, verecek hiçbir şeyin kalmaz. 
Her şeyi sen istediğin için yapacaksın, 
başkası senden istediği için değil. 
Ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin yanında olanlar 
da mutlu olacaktır. 
Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle.

Yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
Herkesin gidebileceği bir yol vardır. 
Sen yeter ki, yanında yer almayı bil. 
Ne sen kimse için mecburi istikametsin, 
ne de bir başkası senin için... 
Seninle gelmek isteyenleri yanına al.
Belki beraber daha çok şey katabilirsiniz bu hayata. 
Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında, zorlama kendini.
Hayat rahat ve anlayışlı insanlarla 
Ve hayat hak ettiği gibi yaşandığında güzel...

Ve unutma; aynı dili konuşanlar değil 
aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir...


Charles Bukowski

26 Temmuz 2019 Cuma

AYRILIĞIN SAVUNMASI - AHMET GÜNTAN



Elimde değil ayırıyorum.
Var ama bir bildiğim.
185 şairi buyruğunda
koruyan bak odur
İstanbul’u ayıran, 1453.
İnsanları dörde ayırdım,
yeniler, kapı önündekiler,
içeridekiler, sonra eskirler.
Tahranlı ikizleri ayıramadım.
Onlar için ayrılık Allah yanıdır.
Mevlânâ’yı insan sıfatlarından
ayırdım. Şair Haşim’i ayıramadım.
Vicdan yaşamsaldır, kavuşmanın
da. Tutarlı düşünceyi ayırdım,
hasret çekti. Oy.
Oy ağacı kargadan ayıramadım,
hayret. Şairi kestim ayırıverdim,
şu ayrılık korkusuna bakın siz.
Şiir Adam, ta neandertallerin
iyi savunucusu, tarih onda
ayrılık korkusu.
Kalp ile inzivaya çekilenlerin
çoğu, mühendis bunlar,
Türkle Kürdü ayıramadım.
İnziva, ayıran şeylerden
sıyrılmaktı.
Tarhanam bak topak topak.
Yahya Kemal’in mezarında
Haşim’in ruhu için dua eden
ayrılıkçı.
Mal sahibi mülk sahibi
son ettirgen son sahibi. Hayret.
Ben böyle ayırmadım.
Ayrılık ayırdı beni. Asker
ocağında, çarşı izninde.
Ayrılık ayırdı da beni.
Bilmem.
Daha çok bir kimya olayı ayrılık
çok tuhaf, ablam kimya temeldir
der.
Öte yandan evcil köpek hayret
yavaş yavaş kalmaya alışır
kısa ayrılık ile başlanır sahibi
ayrılık sürelerini uzatılır.
Hâkim bey bakın ne
diyeceğim bana 3 tarih ver
dedim Yalta Malta Romanya
dedi Yalta 1945 Malta 1989
Romanya 1989 oy.

21 Temmuz 2019 Pazar

DOLCE VİTA / LÂLE MÜLDÜR

dilsiz kristal kadehte oluşan
esrarengiz tınıdan
tanıyorum seni

cebindeki silahı
Sirius’dan gelen
bir ışıkla değiştiriyorsun

Amore
ölü yıldızların gölgeleri gözlerinde
kapatıyorsun onları
kara gözlüklerle

fırtınalı kimlikler yaşıyor yalnız
yerin altını ve üstünü
ve bize olanlar ilgilendirmiyor başkasını

“hiçbir insanın bir odası yok mu
kalıcı bir taştan yapılmış
gerçek bir ülkesi, bir insanı yok mu”

Amore
gözlerimi sana çevirdiğim zaman
bir buğu sarıyor onları
görmüyormuş gibi yapıyorsun ama
imkansızlıklar yaratıyor aşkları

ve şimdi artık... ardında...
yalnızca bir gölge... Dolce Vita...

denizlerin önünden giden Dolce Vita
güvertesinde beyaz giysilerin
dans ettiği bir gemi
benden çok uzaklara
götürmek istiyor seni

1985/1986

28 Mayıs 2019 Salı

METİN ELOĞLU



GICIK

KEMİRİRCESİNE TERS BİR KEKİĞİ

AŞIRI DAĞBAŞINDA

GÜN YUDUMLANIYOR

VE AKŞAM SISKASI KELEBEK 

ÖLSE DE SEMİRMEYEN

ÇİÇEK DENDİ MİYDİ

OVADA





Sert bir kış ve hüzün

 Merhabalar. Bir yıldır hatta daha fazla olacak yazamadım. Bu arada çok fazla olaylar, kavuşmalar ve kopuşlar yaşadım. Çok fazla film seyret...