bir koca yıl daha bitti, inanılır gibi değil... ben n'apıyorum, yürüyüşe çıkıyorum bol bol, kitap okumaya çalışıyorum, bolca müzik ve film... sizler neler yapıyorsunuz? yeni yıldan beklentileriniz neler, aşkla dolu bir sene dilerim hepinize, hepimize... yine şarkılı resimli bir seçki yaptım. beğendiklerinizin üzerine tıklamayı unutmayınn!
1 Ocak 2024 Pazartesi
Yeni Yıl
22 Ocak 2023 Pazar
para / martin amis (1984)
Ellamm,
nihayet işten güçten fırsat bulup caanım okuyucularımlayım.
Hayat nasıl gidiyor? Hoş bizim fikrimiz önemli mi hayat için dostlar?
Amis'in ilk okuduğum kitabı oldu: Para. Kahramanımız John Self İngiltere ile ABD arasında geziniyor... Londra ve Manhattan, New York... Bir film işi için. Fielding Goodney ortağı, yirmi altı yaşında.
'Genel anlamıyla, para hakkında ne biliyorsun üstat?'
diye sordu. Çok az şey bildiğimi söyledim.
'Sana parayı anlatayım,' diye söze başladı. Sonra dalıp gitti; tutku dolu bir ustalık taşıyan sesiyle, paralel ve öncül yatırımlar, İtalyan bankacılık sistemi, likidite tercihi, terkip hatası, hiperenflasyon, işletme güvenirliliği sendromu, finans balonları ve panik dönemleri, finansal mimarinin ciddiyeti, 1929 Bunalımı, La Salle ve Wall Street'te yaşanan intihar vakaları ve birçok kavramı açıklamaya devam etti. '
Bir müddet sonra roman yazarı Amis de kurguya dahil oluyor...
'Tam o sırada karşıma hiç olmaması gereken biri, şu yazar Martin Amis oturdu. Önünde bir bardak şarap, bir sigara ve kağıt ciltli bir de kitap vardı. Kitap çok ciddi görünüyordu, yazar da öyleydi. Küçüktü, derli topluydu, saçları ise oldukça uzundu... '
... 'Hey,' dedim. 'Yazarken kafandan mı uyduruyorsun yoksa... Bilirsin işte, her şeyi olduğu gibi mi yazıyorsun?'
'Hiçbiri.'
'Odama dönünce masaya geçtim ve düşündüm. Parayla ilgili endişeler başka hiçbir şeye benzemiyor. Eğer on bin doların varsa bu, beş bin dolarlık borcun iki misli, yirmi bin dolarlık borcun da yarısı kadar endişeye neden olur. On bin dolarlık borcunun olması da yirmi üç bin üç yüz otuz üç dolarlık borcun üçte yedisi kadar endişeye sebep olur. Eğer on bin dolar borcun ve on bin dolar da alacağın varsa bütün endişelerin ortadan kalkar. Halbuki aynı şeyi hile ve yolsuzluk gibi endişeler için söylemeyiz. '
...
'Mesela kötü para, iyi parayı kovar. Gresham Kanunu. Bozuk paraların üzerindeki hükümdar kabartmaları, yönetenlerin uydurduğu bir ego tatminidir. İmparator Caligula öldükten sonra o tiksindirici mirasını ortadan kaldırmak için bütün metal paralar eritildi. Eskiden insanlar tütün, içki ve elbette kadın ya da savaşacak silah almak için para yerine et kullanırmış. Benim piyasa anlayışıma çok uygun. Geçmişte yaşasaydım daha mutlu olurdum. Bana parayla ödeme yapmana gerek kalmazdı. Diğer her şey, yani kötü para, benim için geçer akçe olurdu. Para benim içimde garip, endişe dolu bir duygu uyandırıyor.'
Spoiler vermek adetim değil biliyorsunuz. Devamından bahsetmeyeceğim. Ufak bir kıvılcım dahi çakabildiysem ne mutlu zihinlerde. Yeni senenin ilk yazısı olmuş oldu... Özlemle. Esen kalın.
28 Ekim 2022 Cuma
Mary Shelley- Frankenstein ya da Modern Prometheus
Herkese selam. Çok güzel bir kitap okudum, hayran kaldım, gizliden kıskandım yazarı filan, ahahaha...
Uğrayamasam da sizlere -çünkü iş yüküm arttı bir miktar... Bir şekilde bulup okuyorum ne de olsa, fazla uzatmadan alıntılara geçiyorum...
22 Temmuz 2022 Cuma
bir -ara- istanbul
merhaba güzel kuşlar? neden olmasın ayol, her birimiz güzelcene kuş değil miyiz oysa, yoksa ?
ay ahah, ne diyo bu kız yine demeyin, susuyorum. bi istanbul arası verdim geçen. hadi neler yapmışım bakalım, ay bu arada ben size bi şarkı hazırlayım öyle devam edin okumaya can kuşlar!
25 Mart 2022 Cuma
dondum dolandim varamadim o yare!
Neyse efenim. Geçen Cumartesi İstanbul’a gittim. Mazeretim vardı fakat iki müze gezdik bu vesile ile. Laf salatası yapmayım. Ara Güler Müzesi’ni gezdim. Giriş ücretsiz. Mekan Bomonti’de meraklısı için…
20 Şubat 2022 Pazar
Bu Işıltılı Hayatı Ben Seçmedim
25 Ocak 2022 Salı
Judex - 1963
YÖNETMEN: GEORGES FRANJU
Öncelikle ben filmi sevgili Levent Cantek’in blogunda gördüm, kendisine buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Film, oldukça varlıklı bir bankacı olduğunu anlaşılan Favraux'un, yıllar evvel işinden ettiği Judex tarafından aldığı tehdit mektubu ile başlıyor:
'Bay Favraux, servetinizin yarısını kurbanlarınıza vererek günahlarınızın bedelini ödemenizi emrediyorum. Buna razı olmak için yarın akşam saat altıya kadar vaktiniz var.'
Bu arada 'Judex', latincede yargıç anlamına geliyor... Hemen ardından biri daha evine kadar gelip hesap soruyor bankacıya; Pierre Kerjean... Yaşlı Pierre, bankacı için zamanında -yine onun tarafından verilen birtakım vaatler (ailesinin destekleneceği gibi) karşılığında- hapse giren ve şimdilerde uzun süredir kayıp olan oğlunu arayan eski bir komplocu.
Ve Judex şahin maskesi ile (rolde Amerikalı bir sihirbaz olan Channing Pollock) bankacının dul kızı Jacqueline'in nişan törenine katılır; işte o sahne:
Ne ise, devam... Akbaba maskesi ile arz-ı endam Favraux herkesin gözü önünde tam da saat altıda yığılır yere, öldü zannedilerek gömülür de fakat Judex’in tören gecesi içkisine attığı ilaç ile katatonik bir durumdadır aslında. Nitekim Judex ve tepeden tırnağa siyahlı adamları cenazenin ardından mezarını kazar ve bir yel değirmenindeki sığınağa götürürler... Artık Judex’in hücre hapsindedir...
Filmde hem iyilerin(Jacqueline-Judex) hem kötülerin(Diana/‘görünürde dadı ama kötücül çete lideri’-Morales/‘Pierre’in kayıp oğlu’) aşk hikayelerine tanık olacaksınız. Efem, bildiğimiz üzre aşk adam seçmiyor...:)
20 Ocak 2022 Perşembe
12 Aralık 2021 Pazar
Orhan Pamuk- Masumiyet Müzesi
“İşte ben bu duygular içindeyken, gecenin ortasında sıradan bir anda, rastlantıyla Füsun ile göz göze geldiğimde, beni oraya o akşam getiren asıl nedeni, Füsun’a duyduğum bitip tükenmez aşkı bir anda sanki yeniden hatırlar, bir an uykudan uyanır gibi doğrulur, heyecanlanır, canlanırdım. O onlarda Füsun’un aynı heyecanı duymasını isterdim. Bir an, o da benim gibi bu masum rüyadan uyanırsa, bir zamanlar birlikte yaşadığımız daha derin ve hakiki âlemi hatırlayacak ve kısa sürede kocasını bırakıp benimle evlenecekti. Ama Füsun’un bakışlarında böyle bir “hatırlama”, bir “uyanış” göremez, sonu yerinden kalkamama buhranına varacak bir kalp kırıklığı hissederdim.”
Sf.390/1. Baskı
23 Kasım 2021 Salı
Metzengerstein - 1832
17 Kasım 2021 Çarşamba
Nymphomaniac: Vol. I - 2013
'15 yaşındaydım ve belki de bir kız olarak romantik beklentim biraz fazlaydı.'
Bu ilk tecrübesinden beklediği romantikliği bulamayan kahramanımız, ilişkilerine herhangi bir duygudan yoksun bir şekilde devam eder... Soğuk nevale yani bir nevi bizim Joe, bu arada filmin başında yoldan geçerken yaralı bir şekilde kurtarılır Seligman tarafından. Hayat hikayesini ise Seligman'ın, daha çok bir rahibin yuvasına benzeyen evinde anlatmaktadır, ya da ikili dertleşmektedir de diyebiliriz...
'-Daha adını bile bilmiyorum. Benimki Seligman.
-Ne boktan bir isim böyle?
-Yahudi ismi.
-Dindar olmadığını söylemiştin.
- Değilim ama büyükbabam öyleymiş.
Ailem de bana bu ismi Yahudiliğe olan duygusal çağrışımından dolayı vermiş.
Biz her zaman Siyonizm karşıtıydık.
Bu, Yahudi karşıtı olmak anlamına gelmiyor.'
İkinci bölüm olan Jerome'da, Joe ile Jerome tekrar karşılaşacaklardır ama bu defa iş ortamında. Jerome, Joe'nun patronudur artık. Sürpriz karşılaşmadan sonra Jerome, Joe'ya yakınlaşır ve fakat Joe'nun kafa, marjinal arkadaşı B. ile beraber bambaşka yerlerdedir...
'Kendimizi aşkın hakim olduğu bir topluma karşı mücadele etmeye adamıştık. Benim için aşk, kıskançlık eklenmiş tutkudan ibaretti.'
Neyse ki bizim Joe'nun henüz taşlaşmamış kalbi bu kadar ısrara dayanamaz ve Jerome'a bir mektup yazar, tabi ki geç kalmıştır, yeller esiyordur Jerome'un yerinde... Canım bizim fani Joe'da aşkı tatmıştır işte bir şekilde... Üzülür, kırılır ama hiç hız kesmeden -av-lanmaya devam eder... Gelin. Joe'ya kulak verelim nasıl tanımlıyor nemfomanyasını:
'-Bazı insanlar bağımlıyı suçlar. Diğerleri ise bağımlıya acır. Ama benim bağımlılığım arzudandı, ihtiyaçtan değil.
-Öyle sanıyorsun, değil mi?
-Etrafımdaki yıkımın da sebebi arzumdu. Gittiğim her yerde. Bağımlılık, bazen nihayetinde empati eksikliğine yol açar. Aynı anda bir aslanla çalışıp, çocuklarının burnunu temizlemezsin. Benim için nemfomanya, kalpsizlik demekti.'
Şimdi bir Poe'ya kadar uzanıp geleceğiz, çocukluğundan itibaren çok sevdiği babası hastadır zira ve Joe için sıkıntılı. kasvet dolu günler beklemektedir kapıda...
'Feri sönmüş, karanlık ve sessiz bir sonbahar gününde
cennetin bulutları çok alçakta salınıyordu
ve ben de at sırtında
taşranın kasvetli arazisinde, bir başıma
yol aldığım sırada
akşam gölgesinin üzerine vurmasıyla birlikte
Gözcü Evi'nin boynu bükük manzarasıyla karşılaştım.'
Babasını kaybeden Joe için hayat yeni numaralar hazırlamaktadır. Jerome ile tekrar karşılaşırlar, Joe ile babasının sürekli gittiği parkta... Burada bir parantez açmak istiyorum. Babasının, doğaya, ağaçlara bilhassa dişbudak ağacına olan sevgisi göz yaşartacak cinsten, filmi izlemiş olanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.
'Bach'ın ismindeki harflerin, nümerik değerlerinin toplamı 14 eder. Bestelerinde sıklıkla kullandığı bir sayı. Bach'ın ismindeki en zekice şey ise, her harfin karşılığı olan sayının Fibonacci sayılarından biri olmasıdır.'
Son bölümde işin içine bir de Bach girer... Bach, polifoni ustası, birbirinden tamamen farklı fakat hep beraber tamamlayıcı olan üç ses polifoniyi yaratır. Bu seslerin toplamı ise; Contus Firmus'u. Bunun adına sabit ilahi denir. Küçük Org Kitabı'ndan. 'Seni çağırıyorum, Hazreti İsa.' İçeriği esasında bir ilahi ama Bach yeniden düzenleyip biraz da süslemiş.
14 Kasım 2021 Pazar
the dreamers- 2003
YÖNETMEN- BERNARDO BERTOLUCCİ
SENARYO- GİLBERT ADAİR
Beni sahalara indiren mükemmel bir filmle karşınızdayım. Aslen filmi yıllar evvel izlemiştim vefakat 'nereden estiyse' birkaç haftadır ardarda tekrar izliyorum zira izlemelere doyamıyorum... Ve artık dedim ki, fatoş kızım, bu senin filmin, bunu yaz-malısın, e hadi ne duruyorsun? :D
Ve daha nice film referansları veren bu efsaneyi muhakkak izlemenizi tavsiye ederim. İzleyenleri ise yorumlara bekliyorum efenim, hoş kalın, sinema ile kalın... = ))
Sert bir kış ve hüzün
Merhabalar. Bir yıldır hatta daha fazla olacak yazamadım. Bu arada çok fazla olaylar, kavuşmalar ve kopuşlar yaşadım. Çok fazla film seyret...





















