hani sevdiğiniz filmleri hemen izlemek istemeyip bekletirsiniz ya, işte o filmlerdendi benim için ‘Kış Uykusu’. evvela Nuri Bilge’yi ayrı tutarım, ayrıcalıklılarımdan. Haluk Bilginer de keza öyle... Emmy haberlerini okudukça özledim galiba. daha fazla bekletmenin bir anlamı yok fatoş, izle dedim ve izledim.
filmin süresi gözünüzü korkutmasın, ne bileyim Ceylan beş saat çekse keşke şu filmleri valla ben izlerim. mekan Kapadokya. kışın en güzel aynı zamanda da en soğuk yaşandığı yerlerden...
Aydın, Othello adında dededen kalma oteli işletiyor. aynı zamanda yerel bir gazetede haftalık köşe yazarlığı da yapıyor, bir tiyatro mazisi de var. Necla, kardeşi. eşinden ayrı, birlikte yaşıyorlar abisiyle. bir de Nihal... genç ve güzel, Aydın’ın eşi.
Spoi
bu film birçok alt metin barındıyor esasında. elbettir ki yakalayamadıklarım da olsa , ben ile kesişen metinleri aktarmak istiyorum. filmin başlarında otel müşterisi, motoruyla şehir şehir gezen Timur bir at istiyor Aydın’dan. şöyle bir çevreyi turlamak için. Aydın otelde at bulunmadığını söyleyince konu kapanıyor -neredeyse. neredeyse evet, Aydın’a dert oluyor bu durum ve bir ‘yılkı atı’ satın alıyor. Timur ayrılınca otelden salıveriyor atı. Bilge’yi tek geçerim bu nece ince düşüncedir, hayaline, kurguna sağlık...
en önemli alt metin; ‘-meta-‘ yani ‘-mangır-‘ yani... kiracısının oğlunun; evlerine gelen hacizden mütevellit hırpalanan babasının öcünü almak için Aydın’ın kamyonet camına attığı o taş... bizi serseme çeviren o camın kırılma anı... taşın bıraktığı iz, o ses... -meta-, -para-... iki farklı dünya anlatılıyor filmde. köy imamı Hamdi, kardeşi aylak İsmail... Nihal’in -meta-sını -para-sını reddeden İsmail... (parantez açayım Nejat İşler harika bir oyuncu. çok da yakışmış İsmail’e)
film ile bu kadar uyumlu bir ad nadirdir herhalde. benim için en azından. uykudalar çünkü. hepsi, herkes derin bir uykuda. yaşamlarımız da böyle değil mi tam olarak. unutmak için mi yaşıyoruz. yaşamak için mi unutuyoruz. bu film biraz da uyukladıklarmızı yüzümüze vuracak. izleyin, izletin.
