19 Aralık 2019 Perşembe

A man escaped - 1956



Bresson izlemelerime devam ediyorum... Yönetmenin sineması bizleri birer sinemasever süvari yapma yolunda. Resimden ve film adından da anlaşılacağı üzere mahkumiyet var filmde, kaçınılmaz olarak da ‘umut’. Evvela gerçek olaylardan esinlenilmiş. Ordan burdan arakladığım kadarı ile nazilere karşı fransız direniş savaşçısı olan andré devigny'nin gerçek öyküsü.

Hiç replik olayına girmese de olurmuş aslında ki zaten az buçuk dinliyoruz fontain’i. Bresson kamera oyunlarını iyi biliyor vesselam. evet ,mahkumun kaçış planı üzerinden ilerliyor film. Bana geçti çaresizlik (burada parantez açalım; filmin sonunda şöyle der fountain: ‘Bu son şansımız’) daha doğrusu yegane çare olan özgürlüğe uzanmayı isteyen  çaresizlik duygusu. 



Filmin ikinci yarısında hücresine biri daha gelir teğmenin; Jost. Önce bir kararsızlık süreci yaşar teğmen. Yine filmden bir replik, der ki jost için ‘ya öldürmem lazım ya da açılmam’. Fountain güç bela tüm kaçış hazırlıklarını tamamlarken birdenbire ortaya çıkan bu misafire güvenmeyi seçer. buradan itibaren daha bir güzelleşiyor film. Eyvahlar, soru işaretleri derken ———spoi amaca ulaşıyor ikili. Nitekim daha sonra fontain ‘tek başıma başaramazdım’ diyecek jost ise çok sevdiği annesine kavuşacaktır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

geziyoruz tozuyoruz

 bayram'da kısa da olsa mahşeri  istanbul kalabalığına karıştım.. lale mevsiminde gitmeyi çok istiyordum, emirgan korusunda idim bayramı...